Biz kime konuşuyoruz?

18/03/2013 / Blog /

Doksanlarda süpermarketler mantar gibi çoğalırken, mahalle halkı aradığı her şeyi o koca raflarda bulurken bir şeyi bulamadı: Karşılıklı, samimi iletişim!
O yüzden “bakkalın muhabbeti hiçbir markette yok canım” deyip durduk. Aradan yıllar geçti o dev perakende zincirleri o cool duruşlarını yeni medyaya da taşıdı. Bi düşünün o şirin mi şirin, tonton mu tonton bakkal amca bir Twitter hesabı açsa, karşılıklı mentionlar sel olup akmaz mıydı? Oysa onca yatırıma, kalabalık beyin fırtınalarına ve çılgın stratejilere rağmen yeni medyanın birçok alanında insanlar bir esnaf kadar iletişim kuramıyor. Neden mi? Çünkü herkes yeni medya araçlarını, geleneksel medyanın uzantısı gibi görüyor. Ee o da “medya” bu da “medya” diyorsanız siz çok yanlış gelmişsiniz!

Herkes yeni medyanın en çok “etkileşimli” olmasını sevse de, global markalardan muhtar adaylarına kullanıcılarının çoğu “karşılıklı iletişim”den çekiniyor. Hal böyle olunca sosyal medya onların gözünde sadece bir “kitle ikna silahı” haline geliyor. Belki de bu yüzden Twitter, Kamboçya’dan şirin kaplan yavrusu fotoğrafları paylaştıklarında onlardan bir şeyler almak için yanıp tutuşacağımızı düşünen markalarla dolup taşıyor. Hele bi “aga bu nedir?” deyin. Bir daha o sayfanın yanından bile geçemezsiniz!

Sosyal medyanın habercilikte de en az reklamcılık ve pazarlama kadar devrim yapacağı düşünülüyordu. Oysa haber ajansları sadece 140 karakterlik basın bültenleriyle yetinmeye devam ederken, insanlar sosyal medya üzerinden örgütlenip dünyayı değiştirmek için uğraşıyor. Televizyoncular anlık binlerce haber kaynağına ulaşabilecekken, tabletlerine fax makinesi muamelesi yapmayı tercih ediyor. Duvara konuşuyoruz, görmezden geliyorlar diyeceğiz ama Facebook duvarlarına da mı bakmıyorlar?

Magazin camiası yazarları da bu dönüşümden nasiplendi. Daha “mankenden şarkıcı olur mu” sorusuna yanıt bulamamışken şarkıcılar Instagram fotoğrafçısı, oyuncular Twitter yazarı oldu bile. Eee magazin muhabirlerine de bunu tweet’lemek düştü. Tabii ortam bir anda karşılıklı sevgi gösterisine dönünce, mecraların olanaklarını hakkıyla kullanan “sıradan vatandaşlar”ın şöhretleri, ünlüleri sollayıverdi. Tüm tartışmalar unutuldu ve hızlıca “kim daha ünlü” tartışması başladı. Acaba “ünlüler” ve “halk” birbirlerine kalpler çiçekler göndermeyi ne zamana kadar sürdürecek?

Gizem Çetintaş
Sosyal Medya Uzmanı